Bu yazımızda beslenme ve yeme bozukluklarından bahsettik. Bunlar arasında oldukça yaygın görülen, bulumia nevroza, anoreksiya nevroza, obezite,aşırı beslenme,gece yeme sendromu, rumisyon bozukluğu gibi birçok farklı beslenme ve yeme bozukluğundan söz ettik. Umarım ilginizi çeken ve beğendiğiniz bir çalışma olmuştur, iyi okumalar.

BESLENME-YEME BOZUKLUKLARI

Beslenme ve yeme bozukluklarından bahsetmeden önce gıda ve beslenme hakkında biraz söz etmek gerektiğini düşünüyorum.

Beslenme,insan ve tüm canlıların üreme, boşaltım, korunma, solunum gibi yaşamsal işlevlerinden birisidir. Bu işlevde alınan besinleri organizmanın kullanması sağlanır. Yaşamın devamı, büyüme ve gelişmenin sağlanması ile hücre ve organların fonksiyonlarını sürdürmesi için gerekli enerji oluşumu, beslenme ile sağlanır. Kısaca beslenmeden bahsettikten sonra asıl konumuz olan beslenme bozukluklarına gelelim (Köksal, 2001).

1.BESLENME BOZUKLUKLARI

Besinsiz kalmak, yanlış alışkanlıklar, bilgisizlik ve dinsel inanışlardan dolayı yeterli miktarda kaloriyi temin edecek protein, karbonhidrat,yağ ve vitaminleri alamayan insanlar da beslenme bozuklukları görülebilir.

Genellikle beslenme bozuklukları aylar veya yıllar boyunca yavaş yavaş gelişmektedir. Beslenme bozukluğu vücudun gerek duyduğu besin ve besleyici maddelerle vücudun aldığı miktarlar arasındaki dengesizliği belirtir. Bu dengesizlik yetersiz beslenmeyle olabildiği gibi aşırı beslenmeye bağlı da olabilir. Yeme bozukluklarının kökeni duygusal sorunlara dayanmaktadır. Beslenme bozukluğu olan kişilerin kilo ve yemek yeme ile ilgili takıntıları vardır.

Hayati öneme sahip besleyici maddelerin biri veya birden fazlası vücudun normal gelişim ve işlevleri için gerekli miktarlarda bulunmadığında da beslenme bozukluğu oluşmaktadır. Beslenme bozukluğu nedir sorusuna verdiğimiz bu cevaplardan sonra birde beslenme bozukluklarının nedenlerine bakalım.

2.BESLENME BOZUKLUKLARININ NEDENLERİ

Beslenme bozukluklarının birçok nedeni vardır. Alınması gereken günlük besin ihtiyacının karşılanamaması, besin elementleri arasındaki dengenin bozulması, bazı besinlerin ihtiyaçtan fazla alınması insan sağlığının bozulmasına ve beslenme bozukluklarının görülmesine neden olur.Diğer nedenleri ise sıralayalım.

Uzun süre günlük ihtiyaçtan çok az besinle beslenilmesi.

Kişide besinlerin sindiriminde sorun olması yani kişi yeterli miktarda yediği halde besinlerin sindirim ve kana karışma oranın az olması.

Kişinin alkolik olması normal besinlerle değil çerezlerle beslenmesi.

Kişide bir karaciğer iltihabının olması, yani kişi alkolik ise ve alkol hepatitisi varsa bütün karaciğer görevlerinde bozulmalar oluşacağı için besinlerinde depolanmalarının yetersiz olması.

Kişinin ergenlik çağında olması, ağır bir işte çalışıyor olması, sporcuya da hamile olması veya hormonlarında düzensizliklerin olması.

Kişinin bir hastalık nedeniyle uzun süre antibiyotik kullanmış olması.

Kişinin et, süt, yumurta gibi hayvansal besinleri tüketmeyip tamamen bitkisel besinler tüketmesi. Bu durumda hayvansal proteinlerden mahrum kalınır.

Kişide bir mide ya da beyin hastalığının bulunması.

Çeşitli derecede açlık yapabilen bağırsak kurtlarının kişide bulunması.

Kişinin içinde bulunduğu toplumun ve ailenin de beslenme üzerindeki etkisi göz ardı edilemez. Bu nedenle hem ailenin ekonomik durumu hem de kültürel yapısı beslenme bozukluklarının oluşmasına neden olabilir.

Gıda maddelerinin besleyici değerlerinin düşük olması, beslenme konusundaki eğitimin yetersiz olması da bir diğer beslenme bozukluğu nedenidir. Ergenlik döneminde genç kızlardaki yağ dokusunun artması ve erken adet görme gibi faktörler de vücut hoşnutsuzluğu ve dolayısıyla yeme bozukluklarının gelişmesini sağlayabiliyor. Uzmanlara göre toplumdaki bazı gruplar yeme bozukluğu gelişmesine daha yatkın.

            Örneğin dansçılar, modeller gibi işleri dolayısıyla zayıf olması gereken kişiler,psikiyatrik bozukluğu olanlar, ailelerinde depresyon, yeme bozukluğu ya da alkolizm görülenlerde yeme bozukluğu hastalıkları daha yüksek oranda görülüyor.

            Araştırmalar,bulimiklerde alkol, sigara, kafein ve ilaç kullanımının normalden daha fazla olduğunu gösteriyor. Hatta alkolikler ile bulimikler arasında geçişten söz etmek mümkündür.

Ayrıca pek çok insan sağlıklı olmak ya da sağlıklı kalmak için değil aynada görmemiz gerektiğine ikna edildiğimiz görüntüyü göremediği için diyet yapar. Batılı toplumlarda zayıflık ve bakımlı bir vücut yaygın olarak görülmekte ve medya yoluyla ile güçlü şekilde aktarılmaktadır.

            Yine medyada erkeklerin kaslı ve uzun boylu bir görünüme sahip olması gerektiği algısı oluşturulmaktadır. Kadınların ise ince bir bele ve belirgin bir kalçaya sahip olması güzel sayılır.

            Ancak toplumdaki bu özelliklerin dışında kalan insanların çoğu aynalara bakmak bile istemezler. Toplumun bu baskısı insanlarda olumsuz bir beden algısı oluşmasına dolayısıyla da tehlikeli bir diyet çabasına girmelerine yol açar. Bu nedenle zayıf olma yönünde bulunan sosyal baskıların anoreksia nevroza ve bulumiya nevrozanın ortaya çıkışında rol oynadığı açıktır.

Yeme bozuklukları neden olan diğer faktörleri şöyle sıralayabiliriz:

 sosyal baskı, ailesel baskı, kişilik özellikleri, kontrol, benlik değeri ve cinsiyettir. 

3.BESLENME BOZUKLUĞUNUN BELİRTİLERİ VE BULGULARI

Birçok beslenme bozukluğu vardır ve herbirinin belirtileri ve bulguları birbirinden farklıdır.Burada saydığımız beslenme bozukluğu belirtileri vücutta görülen ve psikolojik durumlarla yakından alakası olan belirtilerdir. Anoreksiya nevroza bulimia nevroza gibi psikolojik yönü kuvvetli hastalıklar kendi bölümleri içerisinde ayrıntılı şeklinde anlatılacaktır.

Yetersiz beslenme, beslenme bozukluğunun en büyük nedenlerinden birisidir ve vücutta birçok belirtiyle yetersiz beslenmenin olduğu anlaşılabilir. Şimdi beslenme bozukluklarının belirtilerini sıralayalım.

Kişinin kilosunun olması gereken normal ağırlığından %15-20 oranında az olması.

Kişinin zayıf olmasına rağmen, kendini şişman hissetmesi

Kişinin aşırı kilolu olması

Tıkanırcasına aşırı yemek ile kilo almaktan korunma çabaları arasında bocalamak.

Kilo almamak için kusmak, aç kalmak ve aşırı egzersiz yapmak.

Deride kuruma, kalınlaşma, buruşma, çatlama, pul pul olma, solgunluk görülmesi.

Saçlarda yoğun şekilde dökülme ve kırılma, büyümelerinde gecikme,incelme, renginde ağarma, tırnaklarda kırılma, solukluk.

Dişlerde erken çürüme, düşme, diş etlerinde yaralar ve kanamalar, iltihaplar.

Yutkunmada ve çiğnemede acı, zorluk yaşanması.

Büyümede durgunluk, kemiklerin kireçlenmesinde gecikme, çabuk kırılma, kemiklerde yumuşama, uzun kemiklerde eğrilme, çarpılmalar, kaburganın şeklindeki bozukluklar.

Kirpiklerin dökülmesi, göz yaşında azalma, gözde kuruma, buruşma, göz sinirlerinde iltihaplar.

Kalpte çarpıntı, nabızda bazen yükselme, bazen düşme, yorulma, kalpte büyüme, büyüklü küçüklü kan oturmaları.

Kanda bulunan değerlerdeki eksiklikler, pıhtılaşmadaki bozukluklar, mikroplara karşı koyan direncinde zayıflama ve kansızlık.

İştahsızlık, mide ağrıları, şişkinlik, bağırsaklarda tembellik, doku bozuklukları, safra taşı oluşumu.

Kaslarda erime, çeşitli sinirlerde iltihaplara bağlı ağrılar.

Ruhsal olarak da sessizlik, düşünceli bir hal, bazen aşırı sinirli bazen çok durgun olmak, vücutta kaşıntı, yanma, batma, karıncalanma uyuşma şeklindeki duygu bozuklukları.

 Genel bakımdan erime, zayıflama, solma,ayaklarda şişme, karın ve göğüste su toplaması, kendini kaybetme ve ölüme kadar gidebilmektedir.

Bu saydıklarımız genel beslenme bozuklukları belirtileridir ancak birçok beslenme bozukluğu hastalığı vardır ve belirtileri daha da ayrıntılı olarak kendi arasında sıralanabilmektedir. Bunlardan ise hastalıkları incelerken bahsedeceğiz (Altınova, 2012).

4.BESLENME BOZUKLUĞU TÜRLERİ

4.1.ÇOCUKLARDA YEME BOZUKLUKLARI

Beslenme bozukluğu en az 1 ay süreyle başka bir rahatsızlığa bağlı olmadan belirgin kilo kaybı veya kilo alımının uzun süreli durması ve boy uzamasının da etkilendiği, sürekli olarak yemek yemiyor olma ile kendini gösteren bozukluktur. 6 yaşından önce oluşur. Zamanında anne sütünden katı yiyeceklere geçmemek, ebeveynlerin beslenme hakkında yanlış, ısrarcı ve müdahaleci tutumu nedenleri arasındadır.

            Çocuklukta görülen depresyon ve aşırı kaygı durumu da beslenme bozukluğunu tetikleyebilir. Çocukta huzursuzluk, ilgisizlik, içe kapanma, ısrarcı tutturan mız mız olma davranışları görülebilir.

4.1.2.ır.

4.1.3.POST-TRAVMATİK YEME BOZUKLUĞU

Ağzı hedef alan bir travmanın ardından veya tıbbi girişim sonrasında ortaya çıkar. Büyük çocuklarda yeme bozukluğuna, yemekle ilgili yoğun kaygı, boğulma ve tıkanma korkusu, boğulma ve ölüme ilişkin kâbuslar ve panik duyguları görülür.

Ailede benzer tepkilerin varlığı, çocukta anksiyeteye eğilim olması, geçmişte yaşanmış sorunlar hastalığın ciddiyetini ve seyrini etkiler. Yemeye yönelik korkunun duyarsızlaştırılması için terapiye almak, yeme davranışında değişiklikler planlamak, ayrıca oyun tedavisi, aile tedavisi kullanılır.Dirençli olgularda kilo kaybı ve gelişme geriliği baslarsa ilaç tedavisi kullanılır.

Annede yaygın anksiyete bozukluğu, obsesif-kompulsif bozukluk gibi bebeğine kötü bir şey olacağı, tıkanacağı korkularının olması uygun gelişim seviyesine paralel beslenme şekline geçişi engelleyecektir. Kati gıda alımı, kaşık çatal kullanımı, yemeğe dokunma elleme engellenmeye çalışabilir. Çocuk kadar annenin de tedavi konusunda ele alınması gerekecektir.

4.1.4.AŞIRI BESLENME

Bebeği gereğinden çok ve bebeğin isteği dışında zorla yedirme seklinde görülür. Nadirde olsa kliniklere, çocuk çok kustuğu yada anne çocuk ilişkisi bozulduğu için başvurulur. Burada anne bebeğin her ağlamasını açlığa yormakta ve çocuğunu yeterince büyütüp büyütemediği ile ilgili kaygılar yaşamaktadır. Her soruna yaklaşımı beslemek seklindedir.

4.1.5.SEÇİCİ GIDA REDDİ

Bebek belirgin şekilde ve sürekli bazı besinleri almayı reddeder. Sık rastlanan bir durumdur. Anoreksia nervoza gelişimi için risk faktörüdür. Davranışçı yöntem kullanılır.

4.1.6.KOLİK

Beslenme bozukluğu olmasa da açlık ve beslenme ile ilişkilidir. Doğumu izleyen 2. 3. haftadan itibaren bebek sıklıkla ve ısrarla ağlar. Bağırsak kramplarından acı çeker gibidir. Bacaklarını karnına doğru çeker, kıvranır,sürekli ağlar.

Anne çocuğun aç olduğunu düşünerek yeniden beslemeye baslar. Kolik tekrarlar, anne-çocuk bir kısır döngü içine girer. Anne gerginleştikçe bebek ağlar, bebek ağladıkça anne daha fazla gerilir. Anne-bebek ilişkisindeki gerilim,belirsizlik duygularının sorunu arttırıcı ve uzatıcı etkisi vardır.

 Çeşitli pozisyonlar, aralıklı emzirme, çeşitli bitki çayları, rezene,barsak düzenleyici-gaz gidericiler halk arasında kullanılsa da pek değişiklik olmaz. Aile bebek ilişkisi ve ailenin bilgilenmesine yönelik tedaviler yararlı bulunmuştur.

4.2.ERGENLİK DÖNEMİNDE YEME BOZUKLULARI

Yemek yeme konusundaki sorunlar ve bozukluklar, vücut ağırlığı takıntısı, vücudun şekli ve görünümüyle ilgili olumsuz düşüncelerin neden olduğu beslenme bozukluklarıdır genellikle. Beslenme bozukluğu yaşayan kişilerin kendi vücutlarıyla ilgili yanlış algıları vardır. Beslenme bozuklukları ergenlik döneminde en çok kızlarda görülür(Vardar, 2011).

4.2.1.ANOREKSİYA NEVROZA

Bu beslenme bozukluğu çoğunlukla ergenlik döneminde görülmektedir.12 ile 18 yaşları arasında başlar. Anoreksiya nevroza zayıflamak için yapılan çabalamaların aç kalarak devam ettirildiği bir yeme bozukluğudur. Bu hastalık ölüme yol açabilecek kadar ciddi bir hastalıktır ve kişilerin çoğu tedaviden kaçmaktadır.

Anoreksiya nevrozanın psikososyal oluş nedenleri:

Çocuğun özerk gelişimini zorlaştıran aile ortamı, toplumsal olarak zayıflığa çok değer veren kesimlerde çok görülür. Aileler de ölüm ve ayrılma,ruh hastalıkları,alkol ve kumar gibi önemli sorunlar bu hastalığa sebep olabilir.

 Bu hastalığa yakalanmış insanlar bulundukları yaşa ve boya göre %80 daha az ağırlıkta kiloya sahip olurlar. Kilo kaybetseler bile azalmayan ve kilo almaya ilişkin yoğun endişeleri vardır.Saptırılmış bozuk bir beden imgesine sahiptirler.

Çok zayıf olmalarına rağmen kendilerini hep şişman olarak görürler. Asla zayıf olduklarını düşünmezler. Özellikle karın,bacak ve kalça bölgelerinde fazlalıkları olduğunu düşünürler. Ağırlıklarını sıklıkla ölçerler,kendi beden ölçülerini alırlar ve kendilerini aynada sürekli eleştirirler. Anoreksiyanevroza beslenme bozukluğu genellikle bir diyeti veya stresli bir olayı takip ederek ergenliğin başında veya ortalarında başlar.

Kızlarda görülme sıklığı erkeklerdekine göre on kat daha fazladır.Erkeklerde görüldüğünde belirtiler ve diğer özellikler kızlardakiyle aynıdır.

Anoreksiya nevroza beslenme bozukluğu hastalığı genellikle orta ya da üst gelirli, yarışmacı ve yüksek başarılı ailelerden gelen kadınlarda daha çok görülür. Bu gruptaki insanlar kendilerine yüksek standartlar belirlerler ve bu standartlara ulaşamadıkları için stres yaşarlar.

Diğer insanların onları nasıl gördüklerini düşünürler ve buna çok önem verirler. Bu konuda endişeler taşırlar. Yüksek beklentilerini karşılayamayan bu insanlar kontrol edebilecekleri şeylerden biri olan kilolarına yönelirler.Annesi anoreksiya nevroza olanların kendilerinin de anoreksiya nevroza olma ihtimalleri yüksektir. Ayrıca ailenin işleyişindeki bozukluklarda anoreksiya nevrozanın görülmesine neden olabilir. Anoreksiya nevrozanın tedavisinde en çok kullanılan ve en etkili yöntem aile terapisidir.

Ancak ağır kilo kaybı olan kişilerin hastanede tedavi edilmesi gerekir. Daha sonra kişinin kilo almayacağına inandığı bir yemek programı hazırlanmalıdır.Hastayla işbirliği içinde olunması çok  önemlidir. Bunun yanı sıra daha önce söylediğimiz gibi aileyle görüşmeler ve psikoterapi gereklidir.Kişinin yeme davranışı üzerindeki yanlış düşünceleri değiştirilmeli, kendi vücuduna yönelik yanlış ve olumsuz algılamalarının düzeltilmesi sorunlarının ele alınarak çözülmesi gerekir.İlaç tedavisinde ise daha çok antidepresanlar kullanılır.Kültürlerdeki moda imgeleri de anoreksiya nevrozanın görülme olasılığını arttırmaktadır (strlegle ve bulk, 2007).

Medyadaki yayınlar seçtikleri modellerle zayıflığın güzelliğin en önemli parçası olduğu algısını yaratmaktadırlar ve genç kızlarda bu modellere özenmekte onlar gibi olmaya çalışmaktadır(Sinirlioğlu, 2006).

4.2.2.BULUMİA NEVROZA

Bu rahatsızlık aşırı yeme nöbetleri, kilo alma ve bir yandan da kilo almayı durdurma çabaları ile belirlidir.Kişi tüm çabalarına ve korkularına rağmen yemek yemeyi durduramaz. Bulimia nevrozanın anoreksiya nevrozadakilerden farkı, bu insanlar anoreksiyalardaki gibi yemek yemeyi azaltarak kontrol edemezler. Bulimia nevrozada kişi sürekli yemek yemek ister ve yer  daha sonra kilo almayı önlemek için bunları kusar, İştah kesici, idrar söktürücü,sürgün yapıcı ilaçlar kullanır.

Pek çok insan yeme atağı kusma tecrübelerini bazı zamanlarda geçirse de bazıları bunu merak ederek denese de gerçekten bulimia nevroza hastalığına sahip olmak için tıkanırcasına yemek yeme ve uygun olmayan telafi biçimlerinin en az 3 ay boyunca haftada iki kez o kişide görülmesi gerekir. Bütün toplumlarda ortalama %1 oranında görülmektedir.

Hastalığın oluş nedenleri: Hastalık öncesinde aşırı kilolu olduklarını düşündükleri için girdikleri bir diyet süreci vardır.

Bu kişilerde depresyon, obsesif-kompulsifbozukluk, fobik bozukluk, panik  bozukluk sıklıkla birlikte görülebilir. Çocukluk dönemlerinde cinsel saldırıya uğramış olma ve aile içi sorunların çokluğu görülebilir.

Kişiler anne ve babalarını uzak ve reddedici olarak tanımlarlar. Yeme nöbetlerinin anne ile bütünleşmeyi temsil ettiği,ancak sonrasında anneden ayrışma ve bireyselleşme çabasında dışa atım,kusma davranışları olarak kendini gösterdiği düşünülmektedir.

Bulimia nevroza da iki alt tip görülür. Çıkartma olan ve çıkartma olmayan tip.Çıkartma olmayan tipte oruç tutma, aşırı egzersiz yapma ve ya laksatiflerin kullanımı görülür. Anoreksiya nevrozalardaki gibi yemekler kişinin zihnini meşgul eder. Şişmanlamaktan fazlasıyla korkarlar ve onlarında çarpık bir beden imgesi vardır. Bu kişiler normal ağırlıkta olsalar bile kendilerini kilolu sanarlar. Bulimia nevroza hastalarının vücut ağırlıklarına ve vücut şekline çok dikkat ettikleri görülür. Buna neden olan durum ise depresyon ya da düşük benlik saygısıdır.

Anorekisya nevrozadan farkı bulimia nevrozada yeme atağı ve kusması olanlar normal ağırlıkları sınırı içinde oldukları için bulimia nevrozayı tespit etmek daha zordur.

Bulimia nevroza da kadınlarda sıklıkla görülen bir durumdur. Bulimia nevroza genellikle ergenliğin sonlarında ve yetişkinliğin başlarında görülür.

Bulimia nevrozanın başlangıcından önce birçok kadın şişmandır ve yeme atakları bir diyet döneminde başlar. Bulumia nevrozanın tedavisinde hastalar anoreksiyada olduğu gibi yardımı reddetmezler aksine yardım ararlar.

Bulumia nevrozalılar genelde ayakta tedavi edilebilirler. Antidepresan ilaçları tedavide kullanılır.Ancak sadece ilaç tedavisi yeterli olmaz. Mutlaka bilişsel davranışçı psikoterapi de uygulanmalıdır. İlaç ve psikoterapi ile bu belirtiler durdurulabilse de hastaların çoğunluğunda tekrar aynı durum gözlenebilir. Anoreksiya nevrozada olduğu gibi bulimia nevrozada da bu hastalığa sahip insanların büyük çoğunluğu iyileşir(Demir, 1998).

4.2.3.OBEZİTE

Obezite vücudun fiziksel yapısına uymayacak şekilde, aşırı derecede yağ depolanması sonucunda oluşan bir rahatsızlıktır. Vücut kitle endeksi otuzun üzerinde olan kişiler obez olarak nitelendirilir.Obezitenin nedenleri:

Fazla yeme,

Fiziksel hareketlerin azlığı,

Psikolojik bozukluklar,

Metabolik ve hormonal bozukluklar,

Kalıtımsal faktörler.

Bu faktörler arasında en önemli olan fazla yemedir. Bir çok kişi gün içerisinde aldığı kalori ile harcadığı kalori arasındaki dengeyi ayarlayamamaktadır. Şişmanlığın kalıtsal bir yönü de vardır.Ancak bu durumu genlerden çok ailenin beslenme alışkanlıkları belirlemektedir.

Genellikle hareketsiz kimseler, hareketli insanlar kadar besin tüketmektedirler. Bu durumda hareketsiz olan kişiler fazla kalori almakta ve enerji dengeleri bozulmaktadır. Ağır fiziksel güç gerektiren işlerde çalışan insanlarda şişmanlığa yok denecek kadar az rastlanırken,oturarak çalışan memurlarda ve ev kadınlarında şişmanlık sık görülür buda fiziksel hareketlerin vücut ağırlığı üzerinde ne kadar etkili olduğunu göstermektedir.

Bazı insanlar üzüntü, sıkıntı ve güvensizliklerini örtmek için fazla yemeye meyilli olabilirler. Bunun tam tersi durumlarda görülebilir tabi.Psikolojik bozukluklar bazen aşırı bazen de az yemeye neden olur.

Özellikle zayıflama diyetlerine dirençli olan çok az sayıdaki şişmanlıklar hormonal ve metabolik nedenlere dayanır. Bu tür şişmanlıklara çok az rastlanır.Bazı hormonların metabolizma hızını yavaşlatmasıyla bu tür şişmanlıklar görülür.Obezite kalp ve damar hastalıklarına,yüksek tansiyona ve şeker hastalığına davetiye çıkarmaktadır.

4.2.3.1.OBEZİTE TEDAVİSİ

Obeziteyi tedavi edebilmek için çok yönlü bir yaklaşım gerekmektedir. Tedavide amaç kısa sürede fazla kilo vermek değil, uzun vadede yavaş ama sağlıklı bir şekilde zayıflayarak ulaşılan kiloyu korumaktır.Bunun için gerekli olan yerleşmiş alışkanlıkları değiştirerek yeni bir yaşam tarzı oluşturmaktır. Yapılması gereken önce yağ ve kalori miktarı düşük sağlıklı besinlere yönelmektir.

Aynı zamanda egzersiz yapılması da asla atlanmaması gereken bir husustur. İlaçlar tedavinin önemli bir parçasıdır ancak beraberinde yağı azaltılmış düşük kalorili bir diyet, düzenli egzersiz ve yaşam biçimini değiştirmeye yönelik davranış tedavileri ile başarıya ulaşmak mümkündür (Bayraktar, 2011).

5.DİĞER YEME BOZUKLUKLARI

Bu kategorideki hastalar, anoreksiya nevroza yada bulimia nevroza sınıfına tam olarak alınamayan ancak önemli yeme tutum ve davranış bozuklukları olan hastalardır. Bu hastalıklar anoreksiya nevroza ve bulumia nevrozaya göre daha az ciddi hastalıklardır.Ancak bu rahatsızlıkların devamında anoreksiya veya bulumia görülme riski fazladır.

Bu tip hastalarda önemli kilo kaybı olmasına rağmen normal sınırlar içerisinde olurlar.

5.1.TIKANIRCASINA YEME BOZUKLUĞU

Tıkanırcasına yeme bozukluğu, belli bir zaman süreci içinde hastalarda kontrol hissinin yitirilerek aşırı miktarda gıda alımı olarak bilinir. Bu hastalar aşırı yeme sonrasında kendini kusturma gibi bir eylemde bulunmaz.Bu hastaların obez olma riski fazladır. Hastalığın en büyük belirtisi tekrarlayan tıkanırcasına yeme ataklarıdır.

Olağandan daha hızlı yemek, rahatsız olana kadar yemek, aç olunmamasına rağmen aşırı miktarda yemek, çok aşırı yemek yediği için yalnız yemek yemeyi tercih etmek, aşırı yemek yendikten sonra depresyon ve suçluluk hissi gibi belirtiler de tıkanırcasına yeme bozukluğunun belirtileri arasında yer alır. Ataklar 6 aylık bir süre zarfında ortalama haftada 2 gün görülür.

5.2.GECE YEME SENDROMU

Belirtileri sabahları iştahsız olma, geceleri fazla yemek yeme isteği ve uyku sorunlarıdır. Bu kişiler günlük aldığı kalorinin yarısını gece yediği yemeklerden alır. Gece yeme sendromu daha çok obez kişilerde görülür.Şişmanlık, vücut hoşnutsuzluğu, sosyokültrel baskılar, diyet yapma, ergenlik dönemi ve genetik etkiler nedenleri arasındadır.

6.BESLENME BOZUKLUĞU TESTLERİ

Doktor laboratuvar testi sonuçlarında anlamlı anormallikler oluşmadan önce beslenme bozukluğunun sıklıkla farkına varmaktadır. Fizik muayene sırasında doktorlar hastaların genel görünümünü, tenlerini, kaslarını, vücut yağlarının miktarını, boylarını, kilolarını ve yemek yeme alışkanlıklarını değerlendirir. Doktorlar çocukların normal gelişme ve büyüme hızlarına bakar.

Beslenme bozukluğu belirtileri varsa doktor hastanın kan hücreleri ve organ fonksiyonunu değerlendirmek için genel laboratuvar tarama testlerini isteyebilir.

Vitamin ve mineral eksikliklerini araştırmak için tek tek ilave testler de istenebilir. Genel olarak beslenme bozukluğu belirlenmişse tedaviye yanıtı izlemek için laboratuvar testleri yapılabilir. Bir kronik hastalık nedeniyle beslenme bozukluğu olan kişinin beslenme durumunun düzenli aralıklarla izlenmesi gerekebilir.

Hastaneye yatırılan hastaların beslenme durumları sıklıkla hastaneye kabul edilmeden önce ve kabul sırasında değerlendirilmektedir.

Bu değerlendirme hasta öyküsü, bir diyetisyenle görüşme ve laboratuvar testlerini içerebilir. Bu testlerin sonuçları olası beslenme yetersizliğini gösterdiği takdirde hastalara cerrahi veya başka işlemden önce beslenme desteği sağlanabilir ve derlenme dönemi sırasında hasta düzenli aralıklarla izlenebilir(Özlem, 2005).

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Disqus Yorumları