Varolmanın savaşı

O Kepler Galileo Newton Einstein gibi önemli bilim adamlarından birisi. 

 1942 yılında Galileo'nun 300. ölüm yıl dönümünde dünyaya geldi Hawking . Çocukluğunu, gençliğini tıpkı tüm yaşamı boyunca yaptığı gibi gökyüzünü, yıldızları izleyerek geçirdi .Sonsuzluğun nerede son bulacağını merak ederdi. Sonu olmayan bir şeyin varlığı onu  hep düşündürürdü. Her şeyi sorgulamasını ve büyük düşünmesini öğrendi ailesinden.

Ortaokulda sınıf başarısı ortalama olmasına rağmen arkadaşları ona Einstein diye hitap ediyorlardı.

Öğrencilik yıllarında hayatında normal gitmeyen şeylerin olduğunu fark etti. Giderek sakarlaşıyordu ve ortada sebep yokken düşüyordu. Oxford'u 1.sınıf şeref derecesiyle bitirip Cambridge Üniversitesi'nde doktora çalışmalarını yapmaya başladığında  sonsuza kadar hayatını değiştirecek sakatlayıcı bir hastalığın teşhisinin konulacağından haberi yoktu. 

Buna motor nöron hastalığı deniyor. Bu beyindeki hücreleri yok eden aşamalı bir sinir bilim hastalığı. Ana kas faaliyetleri yürütülebiliyor, konuşma yürüme  nefes alma yutkunma gibi ama Stephen'in hareket etmek için  sırasıyla alınması gereken kas sinyalleri bozulmuş. Aşamalı kas erimesi. Er ya da geç iradi hareketlerinin kontrol yeteneği tamamen yok olacağını söyledi doktorlar. Ama beyninin bu hastalıktan etkilenmediğini, düşüncelerinin değişmeyeceğini  ve ortama 2 3 yıl ömrünün kaldığı ifade etmişlerdi. 

Belki de pek fazla zamanının kalmadığını düşünerek 60'lı yılların başında kozmoloji biliminin büyük sorununu ele almaya başladı:Evrenin başlangıcı var mı yok mu?  Çoğu bilim insanının içgüdüsel olarak karşı geldiği Big Bang teorisini düşündü. Bu tanrısaldı ama kendisi fizikçiydi  ve  bilimde dinin rolü olmayacağını savunuyordu.  Bu yüzden büyük patlamanın yaratıcının etkisi olmadan gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini merak ediyordu. 

Aradığı soruların cevabını kara delikte buldu. Fizikçi Roger Penrose o sıralar yıldızların kendi içine çöktükleri zaman neler olabileceğini araştırıyordu. Penrose yıldızın kendi kendini ezerek sonsuz yoğunluğa sahip zamanın bile durduğu küçük noktacık haline geldiğini savunuyordu. Buna Singularity yani tekillik kavramı deniliyordu. Kara deliğin kalbi buydu. Tekillik kavramını tüm evrene uygulamak konusu üzerinde çalıştı. Düşüncelerine göre en başta evrenin de bir tekillik olduğunu savundu. Zaman o noktada duruyor ve her şeyin başına ulaşılıyor. Ondan öncesinde evrenin var olabileceği zamanın olmadığı ve kendi kendine büyük patlama ile spontane bir şekilde var oluyor. 

Fizikçilerin uzak durduğu yaratılış konusundan uzak olarak evrenin varlığını tartışmalı bir şekilde  gösterdi ve doktorasını geliştirdi. Tezi sayesinde dünya  kozmoloji biliminde Hawking i tanıdı.

 İlk çalışmaları akıllardaki soruların bir kısmını cevaplamıştı ama daha bulunması gereken çok şey olduğuna  inanıyordu. 

1970lerin başlangıcında sadece kozmologların anlayabileceği ama isminin daha çok duyulacağı bir başarıya imza attı. İki kara delik çarpışıp birleşince toplam hacmin iki karadeliğin hacimleri toplamından daha büyük olacağı ve asla küçülmeyeceğiydi.. Pek dikkat çekmeyen bir keşif gibi de gözükse de evrenin temel özelliklerini ortaya çıkardığını düşünmektedir.

Kara deliklerle ilgili çalışmalarına devam eden Hawking kara deliklerin ısı kaybeden bir beden gibi parçacık kaybettiğini ve zaman içinde kara deliğin yok olabileceğini keşfetti. Duyduklarına inanamayan bilim insanları tarafından saçmalık olarak nitelendirilse de “Hawking Radyasyonu” adını alarak fizik dünyasında yerini aldı. Bu başarı Hawking e birçok ödül getirmeye başladı ve 1974 yılında en ünlü fizik grubu Royal Society kabul edildi. Daha sonra amerikaya Californiya üniversitesi Teknoloji Enstitüsü'nde 1 yıl konuk profesör olarak çalışmaya başladı. O sıralarda motor nöron hastalığı ilerliyordu. Ellerini kullanamamaya başladı ama zihninde hala evrenin sınırlarını zorlamaya devam ediyordu. 

1980lerde herkes tarafından okunan popüler bilim kitabi yazmaya karar verdi.

Hastalığı olanca hızıyla devam ediyordu ve bütün fiziksel yeteneklerini kaybetmeye başladı. Umutları sönmüştü ta ki kendisi için tasarlanan bilgisayar sistemini görene kadar. 

Stephen 2010 yıllarına kadar elini kullanabiliyor tekerlekli sandalyesindeki tuşlara basarak iletişim kuruyordu ama zaman ilerledikçe o kaslarını da kullanamamaya başladı. İntel'in mühendisleri hawkingin bilgisayarını geliştirmeye başladılar. yüz tanımas istemiyle ve hawkingin yanağında bulunan bir kası kasarak imleci kullanmasını sağladılar.

Yavaş iletişim kurmaktan sıkılan Hawking yeni nesil yazılım uzmanlarından yanağındaki tek kası kullanarak daha hızlı iletişim kurmasını sağlayacak  makineler tasarlamalarını istiyor. 

İnsanın zihninin durdulamayacağını ve bedeni toprağın altına girene kadar düşüneceğini belirtti hep ve sonra  çalışmalarına kaldığıyerden devam etti.

Kitabına A Brief History of Time yani Zamanın Kısa Tarihi adını verip basım evine yolladı. Beklenmedik şekilde çok satanlar listesinde 1 numaraya ulaştı. Dünyanın dört bir köşesinde kitabın baskıları tükeniyordu. 40 dile çevrildi ve yaklaşık olarak 10 milyon sattı ve satmaya da devam ediyor. Sıradan insanların fiziğe olan ilgisi Hawking i çok mutlu ediyor.

Bilim insanlarının Hawking'e hayranlık dolu mektupları da  gelmeye devam ediyor. 

Dünyaca ünlü yaşayan efsanenin hayatını konu alan filmler yapıldı:

​The Theory of Everything (2014) by James Marsh. 

Hawking (2013) documentary by Stephen Finnigan. 

Hawking (2004) BBC drama by Philip Martin. Starring Benedict Cumberbatch as Prof. Hawking

A Brief History of Time (1991) by Errol Morris

Aynı zamanda simpsons'a bir bölüme konuk olmuştur :)

Daha fazla bilgi için: 

http://www.hawking.org.uk/films.html

Stephen Hawking'in bilgisayarı hakkında: 

http://www.hawking.org.uk/the-computer.html

Bilimle kalın :)

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Disqus Yorumları