Fotoğraf makinesinin mucidi ve optik ilminin kurucusu İbn-i Heysem...

İBN-İ HEYSEM

Onuncu ve on birinci yüzyıllarda yetişen Müslüman fizik, matematik ve astronomi alimidir. Batı ilim dünyasında Alhazen adıyla tanındı. Alhazen, onun ilk adı olan "El-Hasan"ın Lâtinceye çevrilmiş hâlidir. İbn-i Heysem, Irak’ın Basra kentinde doğdu. Zamanının yüksek din ve fen ilimlerini de burada öğrendi.  Matematik, fizik, mühendislik,astronomi, metalürji gibi fen ilimlerini öğrenip, şöhrete kavuştu. O zaman karanlık günler yaşayan Avrupa ile diğer coğrafyalara İslam âlemindeki ilim, kültür ve parlak medeniyet ışıklarını sunan binlerce âlimden biri de İbn-i Heysem oldu.

İbn-i Heysem tüm evrenin ve doğanın nasıl işlediğini öğrenmek istemiştir,İbn-i heysem gözde görme olayının mercekle meydana geldiğini, iki gözün birden aynı şeyi nasıl gördüğünü, ışığın küresel ve parabolik aynalarda yansımasını inceleyerek aydınlığa kavuşturmuştur. Aristo ve Batlamyus’un fikirlerini inceleyerek hatalarını göstermiştir. Geometriyi mantığa uygulamıştır. Öklid’in geometrik ve sayısal metotlarını geliştirmiş ve pratik uygulama alanlarını işaret etmiştir. Geometri ve matematiğin inşaatçılık alanında uygulanmasında katkıda bulunmuştur. Mesela; Aristo ve Batlemyüs'e ait olan dünyanın, kâinatın merkezi olduğu şeklindeki görüşleri üzerindeki şüphe ve tereddütlerini ifade etmiştir. Dünya merkezli bir kâinat sisteminin kesin olmayacağını, uzayda daha başka sistemlerin de bulunabileceğini ve güneş sisteminin mevcut olduğunu söylemiştir. Nitekim İbn-iHeysemden yüzlerce sene sonra Newton ve Kepler, Güneş sistemi nazariyesini kabullenmişler ve yer kürenin bu sistem içinde bulunduğunu söylemişlerdir.

Bir cismin görülmesinde gözden çıkan ışınların iş gördüğünü iddia edenler ile cisimlerden gelen ışınların asıl sebep olduğunu savunanlar arasındaki doktrinler geçmiş dönemlerde rekabet etmiştir. İbn-i Heysem yıldızların gözümüzdeki bir şeyin göz açıp kapayıncaya kadar gidip gelemeyeceği bir mesafede olduğu için bunun mantıksız olduğunu düşünüyordu. bunların yerine, görünür nesnenin her noktasından çıkan ışınların, göze doğru yayıldığını iddia etmiştir. Böyle olunca, göz görünüşte sadece bir optik sisteme göre çalışacak şekilde yaratılan hususi bir organ olmaktadır. İbn-i Heysem, daha sonra, bütün noktalardan gelen ışınların yardımıyla görüntünün göz tarafından nasıl algılandığını açıklamıştır. Onun optik teorileri, deneylerle ortaya koyduğu temel prensiplere dayanır. Deneylerini, kendi tasarlayıp yaptığı bir alet ile gerçekleştirmiştir.Bu deneylere dayanarak İbn-i Heysem, bir camera obscura’yı (karanlık oda) optik çalışmalara sokan ilk kişidir. İbn-i Heysem ayrıca astronomik mânâda ışığın kürelerden geçerken sapmasını keşfetmiş ve Ay ışığı için doğru açıklamayı yapmıştır. İbn-i Heysem'den beri ampirik metot ve ortaya atılan hipotezlerin deneyle test edilmesi genel bir araştırma pratiği olarak değil, aynı zamanda ispat normu olarak görülmüştür.

İbn-i heysem ışığın nasıl hareket ettiğini deney yoluyla bulan ilk kişidir.Bu deneyinde gündüz vakti bir çadırın her yerini kapatmış tamamen karanlık bir ortam oluşturmuştur.Daha sonra çadırda ufak bir delik açarak ışığın nasıl bir yol izlediğini gözlemlemiştir.Bu gözleminde ışığın düz çizgiler halinde hareket ettiğini bulmuştur.

Ptolemaios astronomisine hem fiziksel hem de matamatiksel yönde itirazların ilki de İbn el heysemden gelmiştir. İbn el heysem Ptolemaios üzerine şüpheler adlı eserinde Ptolemaios'un kullandığı dış merkezli ve çember merkezli modellerini eleştirmiş ve özellikle de equant noktasının muntazam hareket noktası olamayacağını söylemiştir. Ona göre eğer bir daire bir nokta etrafında muntazam olarak dairesel hareket ediyorsa nokta o dairenin tam merkezinde demektir. diğer bir deyişle her daire ancak kendi merkezi etrafında muntazam hareket yapar. Buna göre equant noktası muntazam hareket noktası olamaz.Bir dairenin merkezinin kaydırılmış olduğunu söylemek gerçekte fiziksel olarak imkansızdır da. İbn el heysemin Ptolemiaos astronomisine hem matematiksel hem de fiziksel itirazlarının temeli budur. İbn el heysemin bu eleştirilerinden sora İslam astronomisi bir taraftan Ptolemaios astronomisinin matematiksel yapısını yeniden kurgulamaya ve diğer taraftan da bu matematiksel yapıyı fiziksel bir temele oturtma çabaları yönünde gelişmiştir.

Ptolemaios astronomisine yapılan matematiksel itirazlar doğu İslam dünyasında en yüksek seviyesine erişmiş ve muntazam hareket ilkesine ve İbn el heysemin ortaya attığı kurala uyan yeni gezegen modelleri öne sürülmüştür.

İbn-i Heysem'in başarıları diğer memleketlerde duyulunca, Mısır'da hüküm süren Şii-Fatimi Devleti hükümdarlarından El-Hakim kendisini Mısır'a davet etti. İbn-i Heysem,Mısır'a gitmeden önce, Nil Nehri ile ilgili bir sulama projesi ve bazı teknik çalışmalarda bulunmuş, Nil nehrinden nasıl istifade edilebileceğini araştırmıştı. Projesini Fatimi Sultanı El-Hakim'e açıklayınca, sultan projenin gerçekleştirilmesi için ona her türlü yardımı yapacağını bildirdi. İbn-iHeysem, Nil Nehri boyunca ilmi ve teknik incelemelerde bulundu. Yaptığı projelerin başarılı bir şekilde uygulanmasının o günkü şartlarda mümkün olmadığını görünce, hükümdardan af diledi. İbn-i Heysem, El-Hakim'in kendisi hakkında kanaatlerinin değişmesinden korkarak, gözden ırak bir yere çekilip hükümdardan uzak durmaya karar verdi. Gizlice ilmi çalışmalarını sürdürerek birçok eser yazdı. İlim tarihçilerine göre, İbn-i Heysem'in hayatının bu dönemi en verimli ve başarılı devri olmuştur. İbn-i Heysem, Birûni ve İbn-i Sina ile çağdaştı.

İbn-i Heysem, optikte gölgenin nasıl meyda­na geldiğine dair bir teori ortaya attı. Fotoğrafın ilk modelini ve karanlık odayı ilk defa o denedi. Gök kuşağının nasıl teşekkül ettiğini ve bunda renklerin meydana gelişini gayet güzel bir şekilde izah etti. Billur küre şeklindeki küçük su taneciklerinden güneş ışığının kırılıp yansıma prensiplerini açıkladı. Özellikle ışığın yansıması konusunda fizik ve optiğe getirdiği yenilikler, altı asır boyunca dünya bilim çevrelerini etkilemiştir.İbn-i Heysem, ayrıca ışığın şeffaf cisimlerden geçmesi sırasında meydana gelen yansımayı da incelemiştir. İbn-i Heysem bir müddet atmosfer tabakasını da inceledi. Atmosfer kalınlığını hesaplamaya çalıştı.

Yukarıdaki biyografik bilgilerin dışında İbn-i Heysem'in hayatı hakkında az şey bilinmektedir. Ne varki, onun ilme katkısı çok açıktır. İbn-i Heysem'in görüntü ve ışık teorilerini ihtiva eden optik üzerine çalışmaları, 17. yüzyıldaki ilerlemelere ışık tutması açısından, onun bilime en önemli katkılarındandır. İbn-i Heysem'in geometri ve sayı teorisine kattığı zenginlik, Arşimet'in tesiri altında devam edegelen yaklaşımların çok ötesine geçmiştir. Ayrıca, ilmî araştırmalarda deneye öncelik veren İbn-i Heysem, modern bilimin temellerinin atılmasında inkâr edilemez bir yere sahiptir.Bilim yöntemlerini ortaya koymuştur.Sadece delil ve deneylere itibar edilmesi gerektiğini ve hiçbir şeyin sorgulanmadan kabul edilmemesi gerektiğini savunmuştur.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Disqus Yorumları